Zürih, kaliteli ve zengin

İsviçre zenginliği ve doğal güzelliği ile dünya insanı için her daim çok çekici ancak bir o kadar da uzak olmuş. Dağları, gölleri, muhteşem tabiatı, temiz havası ve huzuru ile birlikte farklı kültürleri bünyesinde en güzel şekilde harmanlamış. Vatandaşlarına sunduğu rahat yaşam her ne kadar harikulade görünse de, her şeyin planlı ve karmaşadan uzak olması bizim gibi İstanbul’un keşmekeşine, heyecanına alışanlar için sürdürülebilir bir çekicilik vaat etmiyor.En azından emeklilik öncesi etmiyor diyeyim.

İsviçre’nin ve dünya parasının başkenti olan Zürih hakkında bildiğimiz ilk şey dünyanın kasası olması. Yüzyıllarca ülkeye giren paranın hiç sorgulanmaması ve vergisel mevzuat nedeniyle, İsviçre bankaları dünya zenginlerinin bir numaraları adresi olmuş. Hatta ülke 2. Dünya Savaşı boyunca bile işgal edilmemiş, artık o dönemde kimlerin parası varsa. Zürih’in en şık alışveriş caddesi olan Bahnhofstrasse’nin de, dünyanın en pahalı caddesi olduğu söyleniyor, nedeni de İsviçre bankalarının kasalarının bu caddenin altında bulunması !!!
zürih
İsviçre’de ulaşım için sadece tren kullanmanız yeterli olacaktır, zira sistem çok iyi çalışıyor. İyi çalışıyor derken, çok dakik ve yaygın bir ağı var. Bilet zaman tarifesini görünce ciddiyeti ve mükemmelliği anlayacaksınız; çizelge 7.02, 18.48 gibi rakamlarla dolu. Ancak malesef internet satış sistemi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Ama yine de şehirler arası gidecekseniz mutlaka www.sbb.ch üzerinden, seyahat öncesinde, indirimli bilet opsiyonlarından yararlanın. Tabi bileti satın alırken biletinizin tam ve özel indirimsiz bilet olmasına özellikle dikkat edin. Sonra bizim gibi trende kondüktöre derdinizi anlatmak zorunda kalabilirsiniz. Herşeye rağmen çok kibar insanlar İsviçreliler, problem yaratmaya değil çözmeye odaklılar.

Zürih küçücük bir şehir, müzeler dahil gezmek istiyorsanız maksimum 2 gün yeterli olacaktır. Şehrin tamamını yürüyerek kolayca gezebilirsiniz. Şehrin ortasından geçen ve şehri güzelleştiren Limmat Nehri, Zürih’in modern ticaret merkezi ile eski şehir arasında sınır oluşturmuş. Gece karanlığında nehir kenarının ayrı bir güzel olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle Fraumünster ve Grossmünster kiliselerinin gece ışıklandırılmış hali, şehrin siluetine ayrı bir hava katıyor. Şehirdeki kulelerin neredeyse tamamında bir tane saat var.
zürih

Dünyanın en prestijli caddelerinden biri olan Bahnhofstrasse ise merkez tren istasyonundan Zürih gölünün kıyısına kadar uzanıyor. Yaklaşık 1,5 km olan cadde, mücevher, saat, haute couture ve sanat galerileri gibi birçok lüks ürün mağazasına ev sahipliği yapıyor. Markalar ve fiyatlar açısından alışverişten ziyade ‘window shopping’ yani vitrin gezmesi bölgesi de diyebiliriz. Ancak çok keyifli bir cadde bayılacaksınız. Mağazaların vitrinleri, yanınızdan geçen insanlar tabiri caizse yıkılıyor. Kalite tüm sadeliğiyle kendini hissettiriyor.

luksemburgerliArada dinlenmek isterseniz Bahnhofstrasse üzerindeki Paradeplatz içinde yer alan 170 yıllık Cafe Sprüngli‘ye uğrayabilir müthiş tatlılarını ve özel kahvelerini deneyebilirsiniz. Kafe oldukça yoğun, çalışanların çoğu da 50 yaş üstü hanımlardan oluşuyor. Servis yine de beklentimizin üzerinde hızlı geldi. Kahve olarak portakal likörü ve süt kreması ile yapılan Sprüngli Coffe’yi, tatlı olarak da ‘truffes cake’i önerebilirim. Kahve karışımı biraz sert ama gezinize keyif katacak. Bu arada çikolata almayı ve luxemburgerli (macaronun buradaki adı) yemeyi de ihmal etmeyin. Dışarıdaki koyun postu kürklü sandalyelere oturmak da aklımda kalan yapamadıklarım arasında…

İsviçre genelinde ne galeriler, ne de müzeler açılıyor 11’den önce, hatta mağazaların bile yarısı kapalı diyebilirim. Planlamalarınızı ona göre yapmalısınız. Bizim sadece tek günümüz olduğu için bu seferlik ne Beyer saat müzesine ne de ‘Kunsthaus’a (Güzel Sanatlar Müzesi ) gidebildik. Kandinsky, Dalí, Matisse, Chagall,Edvard Munch’ın ve İsviçreli sanatçıların eserleri için Kunsthaus ziyareti hak ediyormuş, ama bir dahakine diyelim. Bunlar yerine biz dört kafadar lokal insanlar gibi caddelerde, gölün kenarında yürüyüş yaptık, kahve molası verdik, yemek yedik, uzun sohbetler eşliğinde etrafı, insanları seyrettik.

imageGeleneksel İsviçre yemeği Fondü’yü Lozan’daki ünlü Romand’a bırakıp, bizdeki İstiklal Caddesine benzeyen Niederdorf Caddesi üzerindeki restoranlardan birine yemek yemeğe gittik. Gözümüze kestirdiğimiz iki restoranda yer bulamadık. Sabahtan rezervasyon yaptırmak için otel konsiyerjinden yardım almayı unutmayın. Neyse ki üçüncü tercihimiz olan İtalyan restoranı Vallocaia’dan memnun kaldık ve geceyi güzel tamamladık. Hatta içeride öyle keyifli bir gruba denk geldik ki, ilerleyen saatlerde 55 yaşlarında bir hanım, arkadaşımızdan birine elleriyle yemek bile yedirdi. ‘Swiss hospitality’ İsviçreli misafirperverliği diye de bayağı geyiğini yaptık. Küçük bir not Zürih’deki restoranlarda Euro ve CHF eşit kabul ediliyor dolayısıyla hesaplamalarda zararlı çıkıyorsunuz. Bu nedenle ödemeyi kredi kartı veya frank olarak yapmakta fayda var. Bir diğer konu da servis ücreti genelde hesaba ekleniyor ve %5 bahşiş normal kabul ediliyor, zaten pahalı olan yemeğe bir de %10 bırakma derdine düşmeyin.

isviçre çikolatası
Akşam göl kıyısında şarap ve fondü partilerinin yapıldığı vapurlardan birini de deneyebilirsiniz. Çok turistik geldiği için biz tercih etmedik, ama ambians güzele benziyordu. Yemek sonrasında da isterseniz kalan enerjinizi boşaltmak için Langstrasse’de bulunan kulüplerden birine gidebilirsiniz.

Son bir not Migros’un aslında İsviçre markası olduğunu biliyor muydunuz? Bizdeki market alışverişine ilaveten İsviçre’deki Migros’ların restoranları, take away’leri ve küçük mağazaları var. Montreux seyahatimiz öncesi trenimizi kaçırmamak için otelde kahvaltıyı pas geçip tren garındaki Migros take awayden sandviç ve kahve alarak Migros ziyaretini de tamamladık.

Seyahatimizin ikinci bölümü için erkenden yollara düştük…

No Comments

Site is using the Seo Wizard plugin by http://seo.uk.net/