Portofino

Cote d’Azur gezimizin ortasında küçük bir mola veriyoruz ve İtalyan Rivierası’nın romantik rotalarından birine, Portofino’ya gidiyoruz. Bu küçük haftasonu kaçamağı gerçekten harika :) Kuzey İtalya’daki konumu itibariyle Portofino, İtalya seyahatlerinde kendine yeterince yer bulamıyor. Buna rağmen kapasitesinin üzerinde ziyaretçi akınına uğruyor. Bu romantik küçük köy 1950’lerde hepimizin bildiği “I found my love in Portofino” şarkısı ile meşhur olmuş. Bu aşk hikayesini dünyaya duyuran yanık sesli :) Vittorio’nun ardından Dalida şarkıyı daha da zirveye taşımış. Biz ise favorim olan Andrea Bocelli yorumununu en az 10 kez dinleyerek Cannes‘dan arabayla yaklaşık 3 saatte hedefimize ulaşıyoruz. Gitmeden aşık olduğum Portofino’yu gidince de hemen sevmeye başlıyorum.

Fransa İtalya sınırını geçtiğimizi yol kenarındaki tabelalardan ve İtalya’ya hoşgeldiniz yazısından anlıyoruz. Sınır ülkelerle dost yaşamanın, benzer ekonomilere sahip olmanın avantajlarını düşünüp kendi ülkemiz için hayıflanıyoruz. İtalya girişindeki ilk merkez olan Ventimiglia kasabasına ziyareti dönüşe bırakıp direkt devam ediyoruz. Yol üzerinde Cenova kentinin, sanayileşme için tabiri caizse gözden çıkarıldığı anlaşılıyor. Bir zamanların popüler liman şehri şimdilerde cazibesini tamamen kaybetmiş. Sevimsiz yollar, şekilsiz köprüler, komünizm binalarını andıran büyük apartman blokları, silueti kaplayan fabrika bacaları sizi şehirden soğutuyor. Cenova’dan hızla yolumuza devam ediyoruz.

Portofino küçücük bir liman kasabası. Kayalıkların üzerinde rengarenk evler, yeşil panjurlar, mavinin onlarca tonunu barındıran berrak bir deniz, zenginliği yansıtan süper lüks yatlar, meydanı dolduran neşeli ortanca ve begonviller romantik resmi tamamlıyorlar. Portofino’yu hissetmek için en az bir gün batımında orada olmalısınız. Günlük ziyaretçilerin çekilmesiyle etrafa bir dinginlik geliyor ve güneşin batmasıyla ortaya çıkan gerçek renkler sizi mest ediyor. Limanı tepeden seyretmek için daracık yollardan yürüyerek Castello Brown’a çıkabilirsiniz. Meydanda yer alan onlarca cafe ve restaurant içerisinde denediğimiz iki restauranttan da memnun kaldık, hatta birinde seyahatimizin en lezzetli pizzasını yedik diyebilirim.

Portofino’da akşam üzeri küçük ve bir o kadar da güzel bir nikah törenine şahit olduk. Kilise çıkışında gelin, damat, tuvaletli hanımlar, smokinli beyler meydanda fotoğraf çekimi için toplanıp şampanya içtiler. Ardından gelin ve damat küçük beyaz golf arabalarına benzeyen, ortancalarla süslü bir gelin arabası ile diğer konuklar da yürüyerek muhtemel davetin yapılacağı yere gitmek üzere ayrıldılar (en azından ben öyle anladım :) )

Denize girmek için limandaki vapurlar ile çevredeki plajlara gidebilirsiniz. Biz ana limanın hemen yanı başındaki koyda, Hotel Domina Home Piccolo’nun plajından denize girmeyi tercih ettik. Küçük çakıl plaj ve buz gibi bir deniz bizi çok memnun etti. Buradan biraz daha ileride Santa Margherita’ya yürüme mesafesinde olan kumlu plajı da tercih edebilirsiniz. Gece Protofino’da kalmak istiyorsanız çok önceden rezervasyon yaptırmalısınız, çünkü az sayıda otel mevcut. Alternatif yaklaşık 5 km uzaklıktaki Santa Margherita.

Kısacık kaçamağımızın ardından geldiğimiz gibi, “i found my love in Portofino” diyerek dönüş yoluna geçiyoruz.

Fransa’ya geçmeden sahil kasabası olan Ventimiglia’da mola veriyoruz. Küçük kasabadaki eski taş binalar ve çakıl plaj Portofino’nun ardından çok çekici gelmiyor ve önümüzdeki hafta merkez üssümüz olacak Juan les Pins’e gitmek için yola çıkıyoruz. Cote d’Azur seyahatimizin ikinci kısmı Monaco, Menton, Eze Village, Antibes, Juan les Pins ve Nice gezi detayları gelecek yazıda.

Bir sonraki yazıda buluşmak üzere sevgiyle kalın…

No Comments

Site is using the Seo Wizard plugin by http://seo.uk.net/