Nice, Antibes, Juan les Pins

Cote d’Azur gezisinin ikinci yarısında merkezimiz Juan les Pins. Buradan günübirlik Nice, Antibes, Monaco, Eze Village ziyaretleri yaptık. Bölge geneli sayfiye yeri olduğu için insanlar da şehirler de rahat. Buralarda öyle tarihi öneme sahip kiliseler, saraylar, çeşmeler yok. Hatta kilise gezmediğimiz tek Avrupa tatilimiz oldu :) Bunun yanında sanat hayatın içinde. Müzeler, galeriler, sokak sanatçıları çokça var. Yüzyıllardır yüksek gelir grubu tarafından kullanıldığı için de medeniyet seviyesi üst noktada. Tur formatında gezilirse tüm bölge 2-3 gün içinde biter, ama ruhunu anlamak için yerlileri gibi yaşamalı şehri içinize sindirmelisiniz. Deniz tatili için de çok ama çok uygun.

Kalmak için merkez olarak Juan les Pins’i seçme nedenimiz harika kumsalı, denizi ve diğer merkezlere ulaşım kolaylığı. Juan les Pins Antibes’in 3 bölgesinden biri, ancak farklı bir merkezmiş gibi konumlandırılmış. Diğer 2 bölge ise Antibes old town (eski şehir) ve Cap d’Antibes. Juan les Pins, sahil boyunca uzanan kumsal, gündüz beach akşam restoran olan mekanlar, barlar ve küçük bir yat limanından ibaret, ancak şehrin Jazz Festivali bile var. Daha zengin kısmın özellikle zengin Amerikalıların villa ve malikanelerinin yer aldığı bölge ise Cap d’Antibes. Burası çam ağaçları ile kaplı, güzel koyları olan bir bölge. Hatta Scott Fitzgerald da bir dönem eşi ile burada yaşamış ve Muhteşem Gatsby romanını (Great Gatsby ) burada yazmış. Cap d’Antibes’in güzel manzarası karşısında benim de gözümün önüne Muhteşem Gatsby romanının başındaki beyaz perdelerin uçuşma sahnesi canlandı. İlham böyle yerlerde geliyor tabi :)

Avrupa’nın en büyük yat limanı Port Vauban ve Grimaldi Sarayında yer alan Picasso Müzesi Antibes’in ziyaretçi sayısını artırıyor. Picasso’nun ziyaret için geldiği Antibes’de kalmayı istemesi üzerine Grimaldi ailesi şatoyu Picasso’ya tahsis ediyor. Bir yıla yakın burada sevgilisi ile yaşıyor ve birçok eser yaratıyor. Şehirden ayrılırken de bu eserleri bırakıyor. Sonradan yapılan ilavelerle birlikte şimdi yaklaşık 250 eser sergileniyor. Daha da güzel olan Picasso’nun eserleri yaparken ki fotoğraflarının sergileniyor olması. Müzenin bahçesi de Miro ve Chagall heykellerine ev sahipliği yapıyor. Antibes küçük ama tarihi dokusuyla vakit geçirmesi keyifli bir şehir.

Nice ise Cote d’azur bölgesinin en büyük merkezi ve başkenti. Uzun yıllar İtalyan himayesinde kalması sıcacık insanlarında ve lezzetli yemeklerinde İtalyan etkisini hissettiriyor. Nice’in akılda kalan en güzel yeri kızıl binalarla çevrili, damalı taşlı meydanı Place Massena. Zemine döşenmiş siyah beyaz taşlar o kadar düzenli ki kaç döşeme kare, kaç döşeme dikdörtgen oluşturuyor diye beyin jimnastiği yapmadan geçemiyorsunuz. Meydanın sağında yerli yabancı tüm çocukların mesken tuttuğu su oyunlu havuz yer alıyor. Yüzlerce çocuğu oyun havuzunda seyretmek gerçekten çok keyifli. Meydanın deniz tarafında ise tüm ihtişamı ile Apollo ve 5 koruyucusunun yer aldığı Fontaine du Soleil sizi selamlıyor.

Sabah saatlerine rengarenk çiçekler, taptaze meyveler ve mis kokulu sabunlarla başlamak için gezinize Cours Saleya’dan başlayabilirsiniz. Sonrasında isterseniz asansörle isterseniz yürüyerek Le Chateau Hill’e çıkıp şehri tepeden seyredebilir, dönüşte eski şehrin, Vieux Nice, renkli evleri ve küçük kafeleri arasında dolaşabilirsiniz. Matisse ve Chagall müzelerini de gezilecek yerler listenize alın derim.

Nice’in güzel yanlarından bir diğeri de şehrin içinden denize girilebilmesi. Keşke İstanbul, İzmir, Mersin de böyle olabilse. Deniz kenarında Melekler Koyu’nu baştan sona çevreleyen 7 kilometrelik Promenade des Angles yolunun alt tarafı plajlarla dolu. Deniz şahane, ancak sahil taşlık. Bu yolun hikayesi de enteresan. 1800’lü yıllarda ılıman ikliminden dolayı İngiliz aristokratlar kışlarını Nice’de geçiriyorlarmış. Ancak bir yıl hava çok soğuk olmuş ve tarım olmadığı için halk çok zor duruma düşmüş, dilenciler artmış. Bunun üzerine şehrin ileri gelenlerinden biri insanlara iş sağlamak üzere bu yürüyüş yolunu inşa ettirmiş. Fakirlerin gelir sahibi olmalarıyla hem güvenlik sağlanmış, hem de şehir güzel bir yürüyüş yoluna kavuşmuş.

Promenade des Angles üzerindeki Eiffel Kulesinin mimarı Gustav Eiffel tarafından tasarlanan Hotel Negresco’da dilerseniz hizmete açık olan otelde yemek yiyebilir, oteli de müze gibi gezebilirsiniz. Yemek için Jean Medicine ve Rue Massena arasında birçok güzel restorandan birini seçebilirsiniz. Deniz mahsulleri için Cafe de Turin, İtalyan için Ville D’este, balık için Boccacio’yu deneyebilirsiniz.

Mavi kıyıları gezerken özgürlüğü hissedin, özgür olun…

No Comments

Site is using the Seo Wizard plugin by http://seo.uk.net/