Hayat bazen yönlendirmemizi bekler…

Hayat bazen bizim yönlendirmemizi bekler…

Çocukluğumuzdan itibaren çevremiz tarafından şekillendiriliyoruz. Kişisel isteklerimiz yerine toplumsal geçerliliklere önem veriyoruz. Gerçekten seçtiğimiz istediğimiz değil “kabul gören” okullarda okuyoruz. Sınav tercihleri yaparken yaşamak istediğimiz hayat tarzını yansıtacak okulları değil, en yüksek puana sahip okulları en üst sıralara yazıyoruz. Sonrasında dönemin “gözde” mesleklerinde ve dönemin popüler iş yerlerinde mümkünse kurumsal hayata atılıyoruz. Kariyer haritamızı oluştururken üst düzey yöneticilerimizin yerine gözümüzü dikiyoruz. Çalışıyoruz, çalışıyoruz, ödün veriyoruz, para kazanıyoruz, hayatı kaçırıyoruz, ama kariyer hedefimizde ilerliyoruz. Ta ki bir gün hayattan başka beklentilerimiz olduğunu hissedene kadar.

Bu sefer de hayatı sorgulamaya başlıyoruz. Hayatımın kalanını böyle mi geçirmek istiyorum? 10 yıl sonrasının hesabını yapmaya başlıyoruz. Kazançlarımızın yanında kayıplarımızı da gözden geçiriyoruz. Artıları eksileri yazıp muhakeme ediyoruz. Daha fazla kazanmanın daha fazla harcamak olduğunu anlıyoruz. Gerçek mutluluğun para dışında bir şeyler olduğunu bildiğimizi sanıyorduk ama artık daha iyi kavrıyoruz. Sosyal statüden çok, kişisel statünün değerli olduğunu anlıyoruz. Ve günlük yaşantımızın neredeyse %80’ini kaplayan işimizin hayattaki değerlerimize hizmet edip etmediğini düşünüyoruz. Ediyorsa ne mutlu, etmiyorsa bir yol ayırımına giriyoruz.

Nasıl bir iş beni mutlu eder? İşten ayrılmaya hazır mıyım? Hobimden para kazanabilir miyim? Hatta bir hobim var mı?!! Bunun için gerekli alt yapıyı oluşturdum mu? Cevap hayır ise gelecekteki mutluluk için o andan itibaren hazırlanmaya başlanmalı. Zaman yönetimi ağaçları gibi, ana gövde yanında küçük dalları da planlamalı. Harcamalarda geleceğe fon ayırmalı. Hayaller için, mutluluk için yer açmalı.

Bir grup da kariyerin sağladığı güçten vazgeçemediği için mutsuz da olsa işinden ayrılmıyor. Unutmayın siz ayrılmasınız da bir gün ayrılmaya zorlanacaksınız. O gün için hazır olmalı. Bilmelisiniz ki, asıl mutluluğu hayattaki gücü kendinizden aldığınız zaman yakalayacaksınız. Asıl o zaman dünya sizin çevrenizde dönecek. Asıl gücü herkesin eşit olduğu bir dünyada hissedeceksiniz.

Naçizane gözlemim, kurumsal hayattan ayrılıp kendi işini kuran veya bağımsız çalışmaya başlayan mutlu insanların ortak noktası çok para kazanmaları değil, kazandıkları ile mutlu olmaları. Hayat karmaşasında dikkat etmesek de çevremizde bu insanlardan çok sayıda var. Ben de her hafta sizlerle kurumsal hayattan devşirme, hayallerinin peşinden koşan arkadaşlarımdan :) birinin motivasyonunu ve başarı hikayesini paylaşmak istiyorum.

Siz hayallerinizin peşinden koşmaya ne zaman başlayacaksınız? Yok illa da koşmayacaksanız, mevcut işinizi sevmeye başlayacak mısınız?

No Comments

Site is using the Seo Wizard plugin by http://seo.uk.net/