Floransa, büyük aşkların büyük sanatçıların sehri

Toskana’nın başkenti Floransa, namı diğer Firenze, diğer İtalyan şehirlerine göre daha sofistike, daha aristokrat, daha geçmişe dönük. Tarih içinde kaybolmaktan dolayı da biraz içine kapalı, hafif buruk bir şehir.

Daracık taş sokakları, güzel insanları ve iyi şaraplarıyla güzelleşen Floransa, büyük sanat şaheserlerine ev sahipliği yapan bir nevi açık hava müzesi. Roma gibi her yol buraya çıkmıyor veya Venedik gibi yeni aşıkların hacı yeri değil Floransa. Daha çok sanat aşıklarının ve gurme şarap tutkunlarının uğrak yeri.

Tüm İtalyan şehirlerinde olduğu gibi burada da hayat yavaş akıyor. Her an yaşanıyor, yaşamın kıymeti biliniyor. İtalya’yı bu nedenle çok seviyorum. İnsana iç huzur veriyor, kendini dinlemesini sağlıyor.

Şehrin ruhuna uyup yavaş yaşamalı, her anı içine çekerek keyfini alarak gezmeli. Santa Trinata Köprüsü’nden ayaklarınızı sallandırıp kentin simgesi Ponte Vehicco köprüsünü ve üzerindeki turistlerin yarattığı hengameyi uzaktan sakince seyretmeli. Arno Nehri üzerindeki kayıkların suyu usulca yarmasını seyrederken, eski şehirde yaşanmış büyük aşkların hayallerine dalmalı.

Şehre damgasını vuran aşklardan biri, gerçek aşkı uğruna ailesinin ayarladığı evliliği reddeden Buondelmonte ismindeki genç soylunun, Vecchio Köprüsü üzerinde 1216 yılında öldürülmesiyle hatırlanıyor. Gencin ölümü uzun süre Floransa’nın en kanlı cinayeti olarak anılmış ve devamında iki aile arasındaki sürtüşmeyi tetiklemiş. Bu siyasi düşmanlık, Dante’nin de Floransa’dan sürülmesine sebep olmuş. O nedenle de Dante İlahi Komedya’da bu olayı anlatmış ve ölümsüzleştirmiş. “Ah Buondelmonte ah! Başkasının sözüne uyup onunla evlenmekten kaçınmakla çok fena ettin!”

Buna ithafen cinayetin işlendiği yerde üç ayrı levha konulmuş. Bu levhalardan her birinde Dante’nin Cennet’indeki 16.kanton’dan üç farklı mısra yazmakta. İçlerinden biri Vecchio Köprüsü’nün girişine yerleştirilmişti ve şöyle diyordu:

“Fakat köprüyü bekleyen kırık taşa
Bir kurban adaması mukaddermiş Floransa’nın
Barış ve huzur devresinin sonunda”

Floransa anlatılırken Dante’nin Beatrice’e duyduğu aşka da değinilmezse, şehrin ruhu anlaşılamaz, yaşanamamış bu aşk gibi yarım kalmış olur sanırım. “Her ruh kendini yakan aleve sarılı iyice.” muhteşem mısralarına rağmen Dante, bu aşkından Beatrice’e hiç bahsedememiş. Olaylardan bihaber olan Beatrice de 1288 yılında Floransalı bir şövalye ile evlenmiş. Fakat bu evlilikten 2 yıl sonra dünyaya gözlerini kapamış.

“Ölmemiştim ama diri de değildim; bir nebze aklın varsa tasarla ne hale geldiğimi, yaşamla ölümden yoksun kalınca…” cümlesi, Dante’nin Beatrice’in beklenmedik ölümünden sonra yaşadığı acıyı gözler önüne seriyor. Dante, aşkını önce bir başka evlilikle, sonra da ebediyete intikalle kaybetmeyi bir türlü atlatamıyor ve kendini Latin edebiyatı ve felsefeye adıyor. Yarattığı eserlerde de onu ölümsüz kılmaya çalışıyor.

Yeryüzündekinden daha yoğun biçimde
işitiyorsa beni sevda ateşi ve
bu ışımaya dayanamıyorsa gözlerinin direnci,
sakın şaşırma, bunun nedeni
Tanrı’nın verdiğini hemen özümseyen
kusursuz görüşümün yetkinliği.
Görülür görülmez sevgiyi ateşleyen
sonsuz ışığın daha şimdiden
aklını ışıttığı belli;
bir başka şey alırsa bu sevginin yerini,
bil ki, onun içinde insanı yanılgıya düşüren
bir iz vardır o sevgiden.

Dante, İlahi Komedya

Bu arada birçok aşklara ev sahipliği yapmış şehir benim romantik rotalarımdan biri olmaya aday değil. Daha çok arkadaşlarla veya 14 yaş üstü çocuklarla kültür sanat gezisine uygun. Sonrasında Siena ve üzüm bağlarında kalma planları ile bağlarsanız işin rengi değişir tabi…

Şehirde mutlaka görülmesi gereken yerleri hızlıca anlatmak gerekirse Signoria Meydanı ve Vecchio Sarayı ilk sırada geliyor. Ancak saraya girmeye gerek yok bence, Michelangelo’nun Davut Heykeli’nin bir replikası -dünyanın en ünlü çıplak erkeği- tüm haşmetiyle saray girişinde duruyor. Davut’a Herakles ve Casus adlı iki devasa çıplak adamın heykelleri eşlik ediyor. Meydan çok görkemli burada biraz zaman geçirebilirsiniz. Mutlak ziyareti hak eden dünyanın 3 büyük sanat galerisinden birisi olan Uffizi sanat galerisinde ise Raffaello, Boticelli, Leonardo da Vinci ve bir çok ünlü sanatçının resim ve heykellerini görebilirsiniz. Davut heykelinin orijinali için de Academicayı zıyaret edebilirsiniz. Her ikisi için de önceden internetten bilet almayı unutmayın, çok uzun kuyruklar oluyor ziyaret edemeyebilirsiniz.

Gotik mimarinin muhteşem örneği olan Floransa Katedrali de kendine hayran bırakan güzellikte. İçeriyi görmek için biraz kuyrukta beklemeye değer. Floransa’nın en büyük mimari yapısı olan Piti Sarayı ve arkasındaki Boboli Bahçeleri de eğer vaktiniz varsa listeye alınmalı. Sarayın içini gezmek için çok zaman harcamayın derim. Boboli bahçeleri de yürüyüşü sevenlere önerilir.

Yemek içmek açısından ise Toscana Bölgesi şahane. Ayrıca İtalya’dasınız sonuçta, herşey çok leziz. Muhteşem etler, şahane şaraplar için birçok güzel seçenek var. Restoran olarak İl Latini ve Enoteca Pinchiorri’yi önerebilirim. 3 günlük kısacık seyahat boyunca bir yılda yediğimden fazla dondurma yediğimi de söylemeden geçemeyeceğim. Karşı konulmaz gelatolar bu şehirde.

Dante’nin dediği gibi “Bugünün bir daha asla doğmayacağını düşün!” İsteklerini, arzularını ertelemeden gerçekleştirmeye çalış. Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak, yeni lezzetler tatmak istiyor musun?

Gezmekse gezmek, sevmekse sevmek. Bugün bir daha asla doğmayacak !

No Comments

Site is using the Seo Wizard plugin by http://seo.uk.net/