Cote d’azur

Güney Fransa’nın Cannes’dan İtalya sınırındaki Menton’a kadar uzanan bölgesi, Cote d’azur yani mavi kıyılar olarak adlandırılmış. Bölgedeki irili ufaklı köyleri şehirleri gezerken, içinizde sürekli denize girme isteği yaratan mavinin tonlarına hayran kalıyorsunuz. Cote d’azur kıyıları, tarihi köyleri, büyüleyici panoraması ve canlı renkleri ile yıllardır sanatçıların ilgi odağı olmuş. Gezi boyunca yemyeşil verimli bir doğa, sarp yamaçlar, daracık yollar, sıcak güleryüzlü insanlar ve gurme lezzetler sizi sarıp sarmalıyor. Nice’in doğusunda Monaco ve Menton, dağ köyleri St Paul de Vence, Eze, Grasse, Valbonne ve Mougins, Nice’in batısında Antibes, Juan les Pins, Cannes ve St Tropez’nin gezip gördüğümüz kadarını sizlerle paylaşacağım. Gezi planlamanıza faydası olursa ne mutlu bana. Biz bölgeye 2 hafta ayırdığımız için rahat rahat dolaştık, plajlarda zaman geçirdik. Ancak daha az vakti olanlar iyi bir planlama ile aynı rotayı daha kısa sürede tamamlayabilirler.

İlk haftamızda merkezimiz Cannes. İnternetten kiraladığımız aracımızı Nice havalimanından almaya gittiğimizde uzun bir kuyruk ile karşılaşıyoruz. Önceden rezervasyon yapmamışsanız araç bulmanız kolay olmayabilir, çünkü Cote d’Azur’u layıkıyla gezmek için araç kiralamak en iyi fikir gibi görünüyor. Aracımızı aldığımız gibi Nice içinde hızlı bir tur atıp doğruca Cannes’e yol alıyoruz. Cannes beklentimin aksine çok şatafatlı bir yer değil. Ünlü tasarım ve mücevher markalarının yer aldığı La Croisette Bulvarı ve mega yatların bulunduğu limanlar dışında Avrupa için sıradan sayılacak bir şehir. La Croisette Bulvarının bir ucunda eski liman Port ve diğer ucunda ikinci liman ve Palm Beach kumarhanesi var. İlk iş olarak Cannes Film Festivalinin yapıldığı Palais des Festivals binasına gidip, 22 basamaklı kırmızı halılı merdivende poz veriyoruz. Binanın çevresindeki kaldırım taşlarında ünlülerin el izleri yer alıyor. La Croisette Bulvarında bulunan binanın yanında ünlü Croisette Casino’su, arka tarafında da halk plajı var. Şehri mini bir trenle gezmek isterseniz meydandaki havuzun hemen yanındaki duraktan binebilirsiniz. Palais des Festivals binasını sağınıza alıp biraz ilerledikçe özel plajlar başlıyor, en güzel beach clubların bulunduğu aralık Le Grand Hotel’den Carlton Hotel’e kadar sıralı alan. Cannes’da olduğunuzu hissetmek için otellere ait plajlardan birini tercih etmelisiniz. Beach clublar temmuz ortasından ağustos sonuna kadar çok yoğun olduğu için rezervasyonunuz yoksa yer bulamıyormuşsunuz, bir gün önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var. Biz haziran sonu gittiğimiz için biz bir problem yaşamadık. Beach clublar bizdekilerin aksine çok sakin. Yüksek müzik sesi yok ve insanların arasındaki mahremiyeti sağlamak için isterseniz şezlonglar arasına branda ayıraç konuyor. Jet-set özel hayatı korumak istiyor sanırım :) Giriş ücretleri günlük 30 euro civarı, saat 3’ten sonra giderseniz bazı plajlarda indirim var, girişte sormakta fayda var. Biz bir tam gün, iki de öğleden sonramızı plajda geçirdik. Sadece denize gir çık yapmak için halk plajları ideal, tabi eşyalarınızı sahilde yalnız bırakmamak koşulu ile.

Şehrin panoramik manzarası için akşamüzeri Le Suquet’in (eski şehir) olduğu tepeyi ziyaret etmelisiniz. Kale içerisinde bir de Musee de Castre, tarih müzesi, var ama biz sadece çevresini gezmekle ve limanda bulunan tekneleri seyretmekle yetindik. Kaleden inişte daracık bir sokak olan Rue St Antaine’i kullanabilir, buradaki Michelin yıldızlı restaurantlardan birinde akşam yemeğinizi yiyebilirsiniz. Ünlülerle birlikte yemeği tercih ederseniz ise La Croisette üzerinde bulunan Carlton Otelin restaurantlarından birini deneyebilirsiniz.

Alışveriş yapmak ve bir kahve molası için ise Rue d’Antibes (Antibes Caddesi) doğru adres. Lokallerin sabah pazarı olan Marche Forville için de mutlaka bir sabahınızı ayırın. Marche Forville’de çeşit çeşit peynirler, zeytinler, zeytin ezmeleri, kurutulmuş domates salataları, reçeller, meyve sebze, ekmek ve rengarenk çiçekler mevcut. Bu Pazar öğlene kadar devam ediyor ve öğleden sonra kaldırılıyor.

Güney Fransa’da yemeklerin özü domates, sarımsak, taze otlar ve zeytinyağı üzerine kurulmuş. İtalya sınırına yakın olduğu için İtalyan mutfağından da oldukça etkilenmişler. Balık ve deniz ürünleri çokca tüketiliyor ve deniz ürünleri fiyat açısından Türkiye’ye oranla uygun. Cote d’azur tatilinizde yemek açısından sizi tatmin edecek lezzetler bulacağınıza emin olabilirsiniz.

Cannes yemek ve gece hayatı için birçok alternatif sunuyor. Bu nedenle Cote d’azur’un batı bölgesini gezerken merkez olarak kullanmanız için çok uygun. Cannes civarı gezilerimizde Mougins, Valbonne ve Grasse için 1 gün, St.Tropez ve St. Paul de Vence için ise birer ayrı gün ayırdık. Mougins ve Valbonne tarihi dağ köyleri, Grasse kokularıyla ünlü endüstriyel bir kasaba, St.Tropez dünya jet-setin tatil merkezi, St.Paul de Vence ise sanat ile bezeli büyülü bir dağ kasabası olarak özetlenebilir. Detaylar için…

No Comments

Site is using the Seo Wizard plugin by http://seo.uk.net/