Basit yaşayalım, ama asla sıradan olmayalım…

İşimiz, evimiz, okulumuz, eşimiz, sevgilimiz, çocuklarımız, ailemiz, dostlarımız, görevlerimiz, sorumluluklarımız, beklentilerimiz, taleplerimiz, yaşadığımız şehir kısacası çevremizdeki her şey tarafından her geçen gün daha fazla yoğunlaşıyoruz. Daha da önemlisi fark etmeden yavaş yavaş bu girdabın içerisine giriyoruz.

Yoğunlaşıyoruz, kendimize zaman ayıramıyoruz, sevdiklerimize zaman ayıramıyoruz.
Yapmak isteyip de yapamadıklarımıza hayıflanıyoruz.
Hayat hızla akıyor, ona hayıflanıyoruz.
Hayallerimiz uzaklaşıyor, ona hayıflanıyoruz.
Hayıflanmadan hayatımızı kontrolümüz altına almak için ne yapıyoruz? Veya ne yapalım ?

Basit yaşayalım…
Hayatımızdaki fazlalıklardan kurtulalım. Yaptığımız iş sayısını, çevremizdeki insan sayısını azaltalım. Yaşam kalitemize katma değeri olmayan işleri hayatımızdan çıkartalım. Bize mutluluk vermeyen, negatif enerjili insanlardan uzaklaşalım. Fazla eşyayı, fazla kıyafeti azaltalım. Bir güne yetişebileceğimiz kadar iş koyalım, supermen olmayı düşünmeyelim. Hayatımız için önemli konulara zaman ayıralım, önemliyi acillere tercih edelim.

Mutluluğu basit zevkler de arayalım…
Çocuklarımızla oyun oynayalım, parklara gidelim, piknik yapalım. Arkadaşlarımızla doğa yürüyüşü yapalım, kağıt oynayalım, evde sinema partisi yapalım.

Basit düşünelim.
Hayatı yalın hali ile yaşayalım. İnsanlara ve olaylara gereğinden fazla anlam yüklemeyelim, beklenti içinde olmayalım. Yaşananları olduğu gibi kabul edelim, yargılamayalım.

Aslında basit yaşamak da bir sanat. Yaşamı sadeleştirmek, ama sıradanlaştırmamak.
Basit bir hayat yaşayalım ama asla sıradan olmayalım…

Sudan Hikayeler

Basit yaşamayı çok güzel anlatmış Yalçın Ergir. Her ne kadar internette Nazım Hikmet şiiri gibi dönsede “Düş Hekimi”ne hakkını teslim etmeli.

Basit Yaşamak

Basit yaşayacaksın. Basit
Mesela susayınca su içecek kadar basit…
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazin;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi…

Sevince lafı dolandırmadan soylediğin
‘seni seviyorum’ gibi.

Basit bir öpücük yetecek sana…
Basit, sıcak bir öpücük;
ve o opücükle dolacak tüm günlerin,
tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.

Kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kağıdın -hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın.

İki harekette giyiniverecek,
iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman,
ve yola çıkman arasında geçen süre;
Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman ve
yolculuklara çıkman arasında geçen süre.

Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini.
Beklentilerin de basit olacak:
Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana en ucuz
aşk romanını.

Pankreasının sağlığına dua edeceksin
kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada,
parmakların en kıymetli çatalın.
Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık
denklemleri.

İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda doğru basılmış bir ‘fa diyez’in
mutluluğunu.

Makyajı ilk ‘a’ sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün.
‘Bilmiyorum’ diyebileceksin bilmediğinde ve
Çok normal olacak ‘onu da’ bilemeyişin.
Tek dereden su getirmen yetecek,
bir ‘istemiyorum’ diyebilmeye,
Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.
Saatin, sadece saati gosterecek,
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın,
Küçük bir not defteri olacak ‘bilgini’ en hızlı ‘sayan’.

Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi
basit…

No Comments

Site is using the Seo Wizard plugin by http://seo.uk.net/